38,0133$% 0.27
41,9830€% -0.13
49,4860£% -0.69
3.801,41%0,13
6.309,00%-0,19
3137695฿%-0.62808
06 Temmuz 2023 Perşembe
Fecre Mektup-Aşk
Aşk…
İfrat ile tefrit arasında bir bilmece,
üç harf bir hece.
Ayn, şın, kaf…
Ayn: Kainat üzerindeki ilahi güç, şehadet ve meleküt aleminin sırrı.
Şın: Akıl yoluyla ulaşılamayan varlığın alemi.
Kaf: Beden boyutunun ardı,
Kaf Dağı’nın görünmeyeni.
Mecazlar alemindeki vedud makamı, zıtlıklar alemindeki ikiliğin tek olanı, uzaktaki yakın, acziyetimdeki sır, ezel ve ebedde kaybettiğim bendir aşk.
Belâlara ve ibtilalara razı olmaktır aşk.
Bilcümle kâinat, dilde dua gibidir aşk.
Zübde-i alemin özü insan,insanın özü kalp, kalbin özüdür aşk.
Yakup’un karanlığı, Züleyha’nın Yusuf’u ,Yusuf’un kuyusudur aşk.
Kays’ın aklı ile yüreği arasındaki feryadı, Lübna’nın isyanıdır aşk.
Beni Amr’ın tutkusu, Varsa’nın tutsaklığı, Gülşah’a bağışlana kırk yıldır aşk.
Kalbinin masivasından arınarak “Ene’l -Hak diyen Mansur’un aidiyetidir aşk.
Sinan’ın taşlarla raks edişi,mihr’in batarken, mah’ın gökkubbede yeniden doğuşudur aşk.
Pervane’nin yanacağını bile bile şem’e gidişidir aşk.
Yaratılmışların en yücesi olan kalbe yedi rengin nuru zuhur etti önce. İçindeki can fitilini ateşlemek için ahmeri seçti bilmese de. Zira yanacağını bile bile şem’ine gider miydi pervane. Ama o ne dedi “alleresi ve’l ayn “ sonu vuslat olan.
Bezm-i elest ‘te iki ayrı ruh.
Gece karanlığında bir ışık,bir nur…
Pervanenin can kafesinde bir zuhur…
Pervane nura âşık, şem yanmaya.
Pervane yanmaya âşık, şem yakmaya.
İkisi de yanmaya âşık vuslat yolunda.
Pervane vuslat yolunda bir yolcu, pervane ateşle tek vücut. Derler ki ateş kabiliyeti olana meyilli, pervane yaralı, şem ağlamaklı. Her insan bir İbrahim kendi ateşinde. Şimdi yanmak zamanı İbrahimce. İbrahim narın ortasında bir gülzâr bahçesinde. Belkıs’a haber götüren Hüdhüd narın ateşinde. Kesretle vahdet arasında derunî ilhamın ötesinde,hakiki olanın peşinde.
Yanmakla yanmamak arasında sırattan ince, o incecik çizgide herkes İbrahim’di kendi ateşinde.
Ey aşk, yedi düvelin içinde mıh gibi çakılı kalan, yaktıkça yakan…
Ey aşk, nice gönülleri bir kuble kelam ile öldüren, öldürürken dirilten…
Ey aşk, gönül sarayına aldığı konuğu baş gözüyle değil kalp gözüyle gördüren…
Ey aşk, kendi benliğinden geçip de can’ın benliğinde kaybolan…
Ey aşk, bir gülüşüyle hemhal olup bütün gülüşleri unutturan.
Ey aşk, ruha düşen cemre misali yeryüzünde başka bir hayatın olduğuna da inandıran, bildim seni.
Senin tezahürün olan nar-ı ateşinde ezelden ebede yanmaya razı oldum. Yok oldukça yeniden dirilmeye mutmain oldum. Senin gülizârında baharın tazeliklerini hissetmeye, viraneler içindeki hazineyi bulmaya niyetlendim. Her türlü gamını,bimarını çekmeye eyvallah dedim bir kere.
Ben seni bildim aşk, kalbime nakış gibi işlenen “vefa” ile bildim seni.
Selam ve dua ile…
Fecr’e Mektup-1 ‘Dua’
Tan yerinin ağarmasına and olsun!
On geceye and olsun!
Geçip giden geceye and olsun!
Ezel ve ebedi ayıran kesret pazarında yolum hakikattir benim. Mecazlar aleminde vedud makamına ulaşmaktır yolum benim. Zıtlıklar aleminde ikiliğin peşini bırakıp tek olana kavuşmaktır yolum benim. Kaybolduğum bu madde aleminde mananın özüne muktedir olup aslıma dönmektir yolum benim.
Mahbûb-i hakikiye, varlığın en yücesi olan Allah’a ulaşmaktır yolum benim. Elest bezminde, “Elestü bi-Rabbiküm?” sorusuna “Belâ” cevabını vererek belâ çekmeye talip olduğumu söylenmektir yolum benim.
Şaşırma ey Âdemoğlu, unutma; öze ulaşmanın yolu belâlara ve ibtilalara katlanmaktır.
Ben belâlara ve ibtilalara razı oldum,yola revan oldum bir kere.
Ey Hakk olan Rabbim, menzili bana yakın eyle.
Ey Selam olan Rabbim, beni salimen hakikate kavuştur.
Ey Musavvir olan Rabbim, beni hakikatin şekline büründür.
Ey Bâsît olan Rabbim, sinemi ferahlat, genişlet, arzuhalimi nimetinle bollandır.
Ey Mu’ız olan Rabbim, beni iki cihanda aziz ve şerefyâb eyle.
Ey Muhyi olan Rabbim, beni var eyle.
Ey Fettah olan Rabbim, sen bu yolda karşıma çıkan engelleri kaldır.
Ey kuddüs olan Rabbim, hakikati bilmekten acizim, sen acziyetimdeki sırlarına nail eyle.
Zıtlıklar aleminde kaybolan gözlerimdeki perdeyi kaldır.
Ey Melik olan Rabbim, mana alemindeki sırlara vakıf olmayı nasip eyle.
Ey kaybolanların rabbi, evvelimde ve ahirimde ben, beni kaybettim. Fazl ve kereminle kaybettiğim şeyi bana iade eyle.
Beni kesb-i Kemal mertebene ulaştır, ulaştır ki baktığım her yerde ulvi güzelliği göreyim.
Sıfatların ve fiillerin ile ikramda bulunduklarını fark etmemi nasip eyle.
Yoluma yoldaş olacak kullarınla karşılaşmamı nasip eyle.
Zıtlıklar aleminde heybemin iki yanında iki kese. Evvelde yaşadıklarım ve ahirde yaşayacaklarım. Biri bilinir olanım diğeri bilinmezler içinde kaybolduklarım ama ben bilirim ki engin denizlerde olsam da ,çölde kalsam da, fitnenin ocağına düşsem de karanlığın girdabında kalmam, elimde zülfikâr varmış gibi biçer küfrü açarım Hakk’ın yolunu. Alın yazımın yüce sahibinin izniyle aşktan şerha şerha yarılmış dağların ortasında coşkun ırmaklar gibi akarım da gideceğim yeri bulurum.Mebd ve mead ile bütün âlemleri dolaşır, neredeyse hakikatin menzili orada dururum.
Şimdi gören gözlerim açılsın, duyan kulaklarım duysun, aşkla dolu yüreğim şahit olsun ki hakikat yolunda, yolcu da , yolculuk da benim. Parçadan bütüne, zerreden birikime, ilahi kudrete götürecek yani hakikata ulaştıracak yolu bildim kendimce.
Yolum, aşk yolu.
Menzile ulaşmak duası ile…
Türkler tarihi seyir içinde devlet olma bilincini kavramış ve her zaman devletin, milli benliği gözeten, koruyan ve yaşatan vazgeçilmez bir müessese olduğunun farkında olmuşlardır. Tarih boyunca devlete kutsallık kazandıran bu inanış iradesini ve gücünü milletin varlığından almıştır. Devlet kavramı millet, ülke, egemenlik ve teşkilatlanma temelinde vücut bulmuştur.
Ülkeye hiçbir zaman toprak parçası gözüyle bakılmamış, büyük bir kutsiyet atfedilmiştir. Toprak devletin temeli olarak görülmüş, toprağın varlığını korumak ve devam ettirmek de milletin asli görevi olarak benimsenmiştir. Bu bağlamda Orhun Abidelerinde geçen “Yukarda Türk Tanrısı Türk Milleti yok olmasın diye! Bir millet olsun diye!” tarzındaki söylemler devletin sahibinin Türk milleti olduğunu vurgulamıştır.
Türklerde bağımsızlık ülküsünün ve devlet bilincinin mevcudiyeti, zaman ve mekan itibariyle inanç sistemleri doğrultusunda değişime uğrasa da asıl olan özünü kaybetmemiş; Türk tarihinde, İslâm tarihinde ve dünya tarihinde büyük rol oynamış, tarihe yön vermiş, tarihte iz bırakmış ve tarihin bizzat içinde yer almışlardır. Tarihi seyre baktığımızda görüyoruz ki dünya durdukça Türk milletine zeval yoktur. Ne olursa olsun her badire atlatılacak ve Türk milleti kıyamete kadar layık olduğu refah ile baki kalacak, Allah bu nedenle bu lütuf ve inayeti esirgemeyecektir.
Tarih sahnesinde var olduğu günden bu zaman kadar asıllar ve isimler değişse de Türk milletinin gönlünde yatan yazılara ve yasalara sığmayan bağımsızlık şuuru gönüllerde istiklal ateşi tutuşturmuş ve yüzlerce devlet kurmalarına vesile olmuş, cisimler değişse de vatana sahip çıkma ülküsü baki kalmıştır.
Bağımsızlıklarına bu denli düşkün olmaları tarihin birçok döneminde zuhur eden hadiselere zemin hazırlamıştır. Hepsinin yüreğinde aynı bağımsızlık mefkuresi, devletin kutsiyeti…
Çin’in zulmüne maruz kalındığında Kürşad’ın Çin’i kalbinden vurarak bağımsızlığını ilan etmesi,
Atilla’nın Macaristan ovalarında at koşturması,
Mete Han’ın Çin’e yazdığı bir mektupta “Toprağın, milletin ve devletin temeli olduğunu ve verilmeyeceğini ifade etmesi, aynı bağımsızlık mefkuresidir.
Türk milletinin gönlünde yatan bağımsızlık şuuru ve devlet kurma azmi İslamiyetle taçlanmış,
Türklüklerini ve Müslümanlıklarını geleneksel devlet kuruculukları sayesinde ahenkli bir şekilde uzlaştırmışlar ve yüzyıllar boyu devam eden bir sistem kurmuşlardır.
Satuk Buğra Han’ın El-Mücahit ünvanını almasında,
Sultan Alparslan’ın Anadolu’nun ebedi bir Türk yurdu olmasını sağlamasında,
Sultan Kılıçarslan’ın batıla karşı zaferinde,
Osman Gazi’in beylik,
Orhan Bey’in devlet,
Yıldırım Bayezid’in sultanlık,
Fatih Sultan Mehmet’in imparatorluk,
Yavuz Sultan Selim’in halifelik,
Kanuni Sultan Süleyman’ın Türk cihan hakimiyeti ülküsüne ulaştıran inanç ile,
“Ben Samsun’a çıktığım gün elimde hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız Türk milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek manevi bir kuvvet vardı. İşte bu milli kuvvete ve Türk milletine güvenerek işe başladım.” mefkuresi ile,
İçerde ve dışarıda yedi düvele karşı savaşan, Türkiye Cumhuriyeti Devletini baki kılmaya çalışan Recep Tayyip Erdoğan ‘daki ülkü aynı bağımsızlık ülküsüdür.. Milletine ve milletinin bağımsızlık sevdasına inanan her isim inandığı dava yolunda muvaffak olmuştur. İsimler değişir, mekanlar değişir lakin gönüllerdeki bağımsızlık mefkuresi her daim baki kalır.
Bu inanışın şahlanış hikayesini yeni Türkiye yüzyılı’nda tüm cihangirler ile yaşamak umuduyla…
Selam ve dua ile…
Milletin Değişim Talebi
21 yıllık bir iktidarı yaşayan Türkiye, son seçimlerde Türk milletin değişim talebleriyle ve mesajları ile dolu bir seçim yaşadı.
Muhalefetin bu umutla başladığı ve son dönemde oluşan büyük iktisadi yıkımların, doğal felaketlerin ve global krizlerin yaşandığı süreçte beklediği ve seçmenini konsolide ettiği duygu ve ruh buydu.
Derin millet Türk siyasi tarihine geçecek bir iradeyle ilk defa yaşanan 2. Tur sürecini başlattı.
Seçim sonuçlarından çıkan neticeyi muhalafetin algılayamadığı bir feraset farkıyla milletin ikinci tura taşıdığı seçimde, değişimi yeniden iktidar edenlerin kendi içlerinde vermesi gerektiğini duyurdu.
Muhalefetin algı sorunu yaşadığı ve çözümleyemediği asıl mesele, Türk milletinin imparatorluk bakiyesi ve algısını hiçe saymak ve milli kazanımlara istihza etmekti. Bu hassasiyetleri inkarın ve yanlış dokunuşun vicdanlarda tezahürü ve cevabı buydu aslında.
Seçimin ana ruhu buradan inkişaf etti. Seçmen milli kazanımlar ile alay eden, dokunulmaya çalışılanların millet nezdinde basit meseleler olmadığını muhalif partilere çok net bir seda ile duyurdu.
Muhalefetin bulunduğu mevzide iktidara ateş edenlerin ve bu siyasi algoritma ile değişim istediğiniz tezler ve beraber saldırı yaptığınız alanda bulunan Fetö, PKK unsurlarının varlığı ve beraber saldırı oluşturma alanınız, sizin mevzinizin ve siyasi kimliğinizin ne olduğunun manasını kaybettirdi.
Cumhuriyetin 100.yıl inanışının milletin ruhunda makes bulduğu bir atmosferi okuyamayan bir muhalefet anlayışı, değişime ön ayak olamayacağını göstermiş ve seçimin ikinci turunda farklı bir sonuç beklemenin bedbahtlıktan öteye bir sonuç vermeyeceği anlaşılmıştır.
Binlerce evladını teröre kurban veren ve şehitliği bayram bilen bir millete terörize edilmiş bir muhalif masa kurarak umut olunamayacağını gösteren, terörize edilmiş bir seçim propagandası kurgulayarak teröristlere özgürlük naraları ile milletin hassasiyetine dokunarak lüzumsuz beyanatlar ile seçim kazanılmasının mümkün olmadığını gördüler. Bu nedenle son günlere daha milli söylemler ile başlama stratejisi geliştirmeye çalışıyorlar. Bu aslen Türk milliyetçiliğinin ve ülkücülerinin siyasi alanı ile istihza etme hatasına dönüşecektir.
Türk milletinin ülkü ve davasının arasıra nükseden, ekonomi veya diğer koşullar altında değişkenlik gösterebilir bir algı olmasını umut eden bir anlayışın ferasetsiziliğini gösterdiği bir süreçten sonra, ara sıra nükseden türk milliyetçiliğine nazar ederek yeni bir söylem geliştirmek yeni bir hakaretin adıdır ve tezahürü sandıkta yeniden ağır olacaktır.
2023 seçimlerinin ardından ülkemizi bekleyen ve yeni sürecin kodlarını belirleyen söylemler ve yeni siyasi paradigmalar oluşacaktır. İçinde “terör hariç” her rengin barındığı, kamu yönetiminin olağanüstü çalıştığı, rekabet edebilir üretim politikalarının işlevsel yürüdüğü, adaletin herkes için eşit bir çarkla işlediği, terörize edilmiş hiçbir siyasi propagandanın işlemediği bir yeni akım ve yeni süreç başlayacaktır.
Millet iktidara son mesajını vermiş ve bu ikaza uygun hareket etmesini beklemektedir. Son dönemine giren iradenin bir sonraki döneme doğru zemin hazırlanmasının mesajını veren millete layık olarak, oy duygusundan azade edilmiş, mesuliyet duygusu yüksek, marazların tedavi edildiği bir süreci tamamlayarak bayrağı yeni dönemin bayraktarlarına taşıma vazifesi verilmiştir.
28 Mayıs Türk siyasi tarihine bir “ilk” olacak ikinci tur bir seçim olarak geçmek dışında, milletin son mesajı olarak geçecektir.
Bu seçim büyük Türkiye’nin başlangıcı, bu seçim yeni siyasi oluşumların tazahür edeceği, bu seçim ülke siyasetinin muhalefetini yeni baştan oluşturacağı, iktidar edenlerin son dönemin taşlarını döşeme mesuliyetine yürüyeceği bir döneme geçişin adı olacaktır.
Yeni siyasi dönem sadece milletin inşirahı ve huzuruna yönelik mücadelenin başlayacağı, millet sorumluluğu bağlamında netice verecek bir yürüyüşün ilk adımı olacaktır.
Memleket sevdası ile geleceğe adım atacak, yeni kadrolar ve yeni inanmışların milletin kalbine yürüyeceği yeni dönem milletimize hayırlı olacaktır.
Selam ve dua ile…
Asrın Seçimi
Türkiye Cumhuriyeti devleti siyonist faşizmin baskıladığı uydurma demokratik döneme geçtikten sonra onlarca seçim iklimi yaşadı.
Bu millet zor ve zahmetli dönemlerde, ferah ve bolluğa dönüşen süreçlerde, tekrar çöküş ve yeniden diriliş dönemlerinde birçok defa sandığa giderek irade beyanında bulundu.
Her seçimin kendi içinde farklı dinamikleri, farklı ekonomik ve sosyolojik dengeleri vardı.
Milletimiz tercihlerini yaşadığı dönemin şartlarına uygun yaparak genellikle koalisyon dönemleri ile elli yılı monoton, sürdürülebilirliği olmayan, başarı ihtimali yok denecek kadar az koalisyonlar dönemiyle yaşadı.
Bu zamanın memlekete fayda getirmediğini gören millet, tek başına bir iktidara 21 yıldır kesintisiz devam eden tek başına hükmetme iradesi sundu. Bu tek başına iktidar döneminin ferahlığını ise yaklaşık 18 yılsonuna kadarda kullandı.
Geldiğimiz seçim ise tüm seçim dönemlerinin yapısında münhasır, tek başına incelenmesi gereken bir süreç haline geldi.
100. Yıl hakikatleri ile yüzleşmeye hazırlanan ve birçok alanda millileşen bir ülkenin yeniden kaderini yazmak için uluslararası birçok aktör rol almaya başladı.
Hiç bu kadar hainin ifşa olduğu,
Hiç bu kadar toprağına düşmanlık duyulan,
Hiç bu kadar kaotik bir sahneye dönüşen,
Hiç bu kadar kumpasların kurulduğu,
Emperyalistlerin, FETÖ’nün, görünen ve görünmeyen düşmanların, bu düşmanların içerideki aparatlarının ortaya döküldüğü bir seçimi bu vatan tarihi yazmamıştır.
Kaset montajlarıyla adayların ortadan kaldırıldığı, kendi yalanları olan demokrasi inançlarına muğayyir her hamleyi mubah gören, toplumu bu ahlaksızlık ile konsolide edeceklerini zanneden büyük bir organize kötülük hamlesi yapılıyor.
Rusya’ya parmak sallama motivasyonunu Biden’ın Trump’a yaptığı seçim kampanyasından modelleyen, ikinci büyük partinin liderini dosya şantajları ile kirli masalarında tutmayı başaran bu kitle vatanımın bağımsızlığının ve bütünlüğünün en büyük düşmanıdır.
Aziz Türk milleti, bu seçim, siyonist faşist emperyalistler ile Milli mücadeleye gönül vermişlerin savaşıdır.
Bu seçim, Fetö, PKK gibi terör örgütleri ile vatanın toprağını kanıyla, canıyla korumuş olan askerimizin, polisimizin ve vatan evlatlarının savaşıdır. Üç beş etki ajanı ile çepellerle dolu hayatların, dürüstlük gibi sunulan video ve sosyal medya algılarının tuzağına asla düşme.
İftira; akıl sahibi her insanın bir doğru üzerine oturup yüzlerce yalan inşa edebildiği basit bir oyundur. Bu oyun dikkatsiz beyinleri uyuşturur. Dikkatli ol! hataya düşme! Aklınla alay edilmesine müsaade etme!
Basiretini koru, ferasetini göster, vatanına, devletine sahip çık!
Yapılan ahlaksız kampanyalardan hakikat olanlar olsa bile şahsi hataları sisteme mal etme.
Onlar zamanla ayıklanır, temizlenir, düzene ve hakikate yeniden döner.
Bizler bu değişimin öncüleri olacağız.
Sn. Cumhurbaşkanımızın bu seçimi kazanması için, evinde, komşunda, sokağında, mahallende, ilçende, ilinde ve ülkende mücadele etmek Aziz Türk milletinin vazgeçilmez mesuliyeti olmuştur. Hataların düzeltilmesi sürecini 15 Mayıs’ta milletin bağrından, sinesinden, hakikatinden ve irfanından kopan bizler başlatacağız.
Lakin ilk vazifemiz 100.yılımıza şerefimizle, bağımsızlığımızla girmenin gereği olan Sn. Cumhurbaşkanımızı desteklemektir ve bu destek boynunuza borçtur.
Unutma!
Aziz Türk milleti,
Zamana, aileye, ruha, manaya, hakikate ve milletine sahip çık.
Mayanın ve aslının gereğini yap!
Tarihi ehemmiyeti olan bu seçimin sonuçlarının şimdiden milletimize hayırlı olmasını diliyorum.
Selam ve dua ile…